Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üye: 2
» En Son Üye: webadmin
» Toplam Konular: 159
» Toplam Yorumlar: 318

Ayrıntılı İstatistikler

Son Konular
Sirin Elma Masalı
Forum: İlk Okul Masalları Pdf
Son Mesaj: Sizinsayfaniz
23-05-2020, 10:09 PM
» Cevaplar: 1
» Okunma: 14,310
Neseli Ispanak
Forum: İlk Okul Masalları Pdf
Son Mesaj: Sizinsayfaniz
23-05-2020, 10:08 PM
» Cevaplar: 1
» Okunma: 10,185
Fil Fefe’yle Serçe Pırı
Forum: İlk Okul Masalları Pdf
Son Mesaj: Sizinsayfaniz
23-05-2020, 10:07 PM
» Cevaplar: 1
» Okunma: 9,203
Çizmeli Kedi Masalı
Forum: İlk Okul Masalları Pdf
Son Mesaj: Sizinsayfaniz
23-05-2020, 10:06 PM
» Cevaplar: 1
» Okunma: 8,411
Cesur Portakal
Forum: İlk Okul Masalları Pdf
Son Mesaj: Sizinsayfaniz
23-05-2020, 10:05 PM
» Cevaplar: 1
» Okunma: 8,563
Becerikli Domatesler
Forum: İlk Okul Masalları Pdf
Son Mesaj: Sizinsayfaniz
23-05-2020, 10:05 PM
» Cevaplar: 1
» Okunma: 5,447
Kayıp Kanguru Masalı
Forum: İlk Okul Masalları Pdf
Son Mesaj: Sizinsayfaniz
23-05-2020, 10:03 PM
» Cevaplar: 1
» Okunma: 5,520
NASRETTİN HOCA FIKRALARI
Forum: İlk Okul Masalları Pdf
Son Mesaj: Sizinsayfaniz
23-05-2020, 09:53 PM
» Cevaplar: 1
» Okunma: 5,742
Windows Otomatik oturum a...
Forum: İşe Yarar Bilgiler
Son Mesaj: Sizinsayfaniz
25-06-2019, 09:18 PM
» Cevaplar: 0
» Okunma: 10,123
ALCATEL MOVE SERIES - Alc...
Forum: Nasıl Bulurum?
Son Mesaj: Sizinsayfaniz
14-09-2018, 07:01 PM
» Cevaplar: 1
» Okunma: 16,759

 
  MUHASEBE PROGRAM
Gönderen: Sizinsayfaniz - 22-11-2008, 07:37 PM - Forum: PROGRAMLAR - Yanıt Yok

Evinizde günlük hesaplarınızı tutabileceğiniz, Nelere harcama yaptığınızı nerelere ne kadar borç yaptığınızı görebileceğiniz türkçeye çevrilebilen kolay ve kullanışlı bir muhasebe programı.

[indir=http://www.sizinsayfaniz.com/dosya/Monex_0-723.exe][/indir]

Bu öğeyi yazdır

  SİTE BÖCÜĞÜ
Gönderen: Sizinsayfaniz - 22-11-2008, 07:16 PM - Forum: KARİKATÜR - Yanıtlar (1)

[Resim: adam1.gif]
[Resim: ayak_masaji.gif]
[Resim: cirkin.gif]
[Resim: durust.gif]
[Resim: havadapanik.gif]

Bu öğeyi yazdır

  ESKİ KARİKATÜRLER -2
Gönderen: Sizinsayfaniz - 22-11-2008, 07:09 PM - Forum: KARİKATÜR - Yanıtlar (1)

[Resim: komik15.jpg]
[Resim: nk10031.jpg]
[Resim: nk10034.jpg]
[Resim: nk10037.jpg]
[Resim: nk10032.jpg]

Bu öğeyi yazdır

  ESKİ KARİKATÜRLER -1
Gönderen: Sizinsayfaniz - 22-11-2008, 07:08 PM - Forum: KARİKATÜR - Yanıtlar (1)

[Resim: komik01.jpg]
[Resim: evolution.jpg]
[Resim: kale.jpg]
[Resim: komik09.jpg]
[Resim: komik10.jpg]

Bu öğeyi yazdır

  KOMİK KARİKATÜR -3
Gönderen: Sizinsayfaniz - 22-11-2008, 07:05 PM - Forum: KARİKATÜR - Yanıtlar (1)

[Resim: kaloriferikapat.gif]
[Resim: muslumanhoroz.gif]
[Resim: yanardagim.gif]
[Resim: yapamiyoom.gif]
[Resim: olumugor.gif]

Bu öğeyi yazdır

  KOMİK KARİKKATÜR -2
Gönderen: Sizinsayfaniz - 22-11-2008, 07:03 PM - Forum: KARİKATÜR - Yanıtlar (1)

[Resim: denedikolmadi.gif]
[Resim: bokuyedik.gif]
[Resim: guvenilir.gif]
[Resim: formul.gif]
[Resim: kaloriferikapat.gif]

Bu öğeyi yazdır

  KOMİK KARİKATÜRLER-1
Gönderen: Sizinsayfaniz - 22-11-2008, 07:01 PM - Forum: KARİKATÜR - Yanıtlar (1)

[Resim: 2marlboro.gif]
[Resim: adamkurt.gif]
[Resim: ates.gif]
[Resim: birmadde.gif]
[Resim: bagiraninek.gif]

Bu öğeyi yazdır

  ERKEN KARAR VERMEK
Gönderen: Sizinsayfaniz - 22-11-2008, 04:20 PM - Forum: HİKAYELER - Yanıtlar (1)

ERKEN KARAR VERMEMEK GEREKİYOR SANIRIM...
Öykümüz ünlü Çin düşünürü Lao Tzu'nun zamanında geçer..
Lao Tzu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış ...
Bir köyde bir yaşlı adam varmış.. Çok fakir.. Ama kral bile onu
kıskanırmış..
Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at için ihtiyara
nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
"Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı" dermiş
hep..
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylü ihtiyarın başına toplanmış..
"Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları
belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.
Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler..
İhtiyar "Karar vermek için acele etmeyin" demiş.. Sadece 'At kayıp'
deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.
Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz
bilmiyoruz.
Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse
bilemez.."
Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer
çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.. Dönerken de, vadideki 12 vahşi
atı
peşine takıp getirmiş.
Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler..
"Babalık" demişler.. "Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik
değil
adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at sürün var.."
"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar.. Sadece atın geri
döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini
henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin birinci kelimesini
okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.."
Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden
"Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler..
Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek
oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi
uzun zaman yatakta kalacakmış.
Köylüler gene gelmişler ihtiyara.."Bir kez daha haklı çıktın" demişler.
"Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak.
Oysa sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir,
daha zavallı olacaksın" demişler..
İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap
vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu...
Ötesi sizin verdiğiniz karar... Ama acaba ne kadar doğru...
Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı
size asla bildirilmez..."
Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış.
Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış.
Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri
askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan
yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını
herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler.. "Gene haklı olduğun kanıtlandı"
demişler.
"Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla
köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış
meğer.."
"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını
kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda,
sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin
şanssızlık olduğunu sadece Tanrı biliyor."
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında:
"Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz.
Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten
kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi,
dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara
zorlar.
Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.
Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.
Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek
bir
hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."

Bu öğeyi yazdır

  PENCEREDEN GÖRÜLENLER
Gönderen: Sizinsayfaniz - 22-11-2008, 04:16 PM - Forum: HİKAYELER - Yanıtlar (1)

Bir hastanede olumu bekleyen hastalarin kogusu, kogusta bir oda, odada
iki yatak, iki hasta. Birisi pencerenin önünde, oteki duvar dibinde.
Yasamlarinin su son doneminde pencere kenarindaki, sabahtan aksama
pencereden bakip, tum gorduklerini duvar dibinde hicbirsey gormeyen
arkadasina aktarir. "Bugun deniz dunden daha durgun. Ruzgar hafif olmali .
Beyaz yelkenliler belli belirsiz ilerliyor.... Park mi ? Park henuz tenha. Salincaklarin
ikisi dolu, ikisi bos" ya da "Gecen haftaki sevgililer yine
geldiler. Eleleler, bir siraya oturdular. Hep erkek anlatiyor kiz dinliyor. Simdi erkek
kizin saclarini oksuyor. Opusuyorlar... Ne kadar da guzeller. "
"Erguvanlar bugun cildirmis, oyle bir cicek acti ki; etraf mordan gecilmiyor. Erikler desen gelinden farksiz..."
" Eyvah miniklerden biri dustu. Annesi yetisti bagrina basiyor cocugu .
Neyse cocuk sustu.
Guluyor simdi."......
" Ogrenciler mi? Onlar yine kitaplarina dalmislar.....
dur bakayim haa... simitci geldi. Iki simit alip bese paylastirip yiyorlar. Simdi de
cocuklara katildilar ucurtma ucurtmaya.... Ucurtma yukseliyor
yukseliyor." ... "Hayir yelkenliler henuz görünmedi, ama martilarin
keyfi yerinde. Baloncu da erkenci. Mavi, mor, yesil, kirmizi, turuncu kocaman
balonlari var..." Hergun boyle surup giderken, her gordugunu anlatirken
ansizin, muthis bir kriz gecirir pencere yanindaki.! Duvar dibindeki
dugmeye bassa, doktor cagirabilir. Ve belki de yanindaki arkadasini kurtarabilir.Ama... ama...
arkadasi ölürse, pencerenin yani bosalacaktir. Ve duvar dibindeki dugmeye
basmaz, doktor cagirmaz. Arkadasi ölür. Ertesi sabah duvar dibindekinin
yatagini pencerenin yanina tasirlar. Bekledigi an gelmistir. Yattigi
yerden pencereden disari bakar. Pencerenin dibinde kapkara
duvardan baska hicbirsey yoktur.

Bu öğeyi yazdır

  SEVGİNİZİ SAKLAMAYIN
Gönderen: Sizinsayfaniz - 22-11-2008, 04:16 PM - Forum: HİKAYELER - Yanıtlar (1)

10. Sınıf

İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadaşım' diyordum... ama ben onun ipek gibi saçlarınına bakıp onun benim
olmasını istiyordum... ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için
günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

11. Sınıf

Telefonum çaldı, arayan oydu ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi,bende
tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya başladım ve onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore'un bir filmi başladı ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana herşey için teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak
istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

Son Sınıf

Mezuniyet balosundan birgün önce yanıma geldi ve 'çıktığım çocuk hasta ve partiye gelemicek' dedi, benimde çıktığım biri yoktu ve 7.sınıfta
birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte gidicektik, 'en iyi arkadaş' olarak. Ve partiye birlikte gittik,o akşam çok güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek
baktı. Onun benim olmasını istiyordum...ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana 'hayatımın en güzel zamanını
geçirdiğini' söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı... Sürekli onu izledim onun mükkemmel vücudunu seyrettim. Diplomasını almak için sahenye çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi.Onun benim olmasını istiyordum... ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum.Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı sonra başını omzuma koydu ve 'sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler' deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum

Aradan yıllar geçti...

Bir kilisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum...evet artık evleniyordu,onun 'evet, kabul ediyorum' demesini,yeni hayatına girmesini izledim,başka bir adamla evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum...ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve 'nikahıma geldin teşekkürler' deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

Yıllar çok çabuk geçti...

Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum, eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı...
Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi... 'Onun gözlerine bakarak onun benim olmasını diledim... ama o bana benim ona

baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum
nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum.Keşke bana beni sevdiğini söyleseydi.

Hayatta hiç bir şey için geç kalmayın sevdiğinizi söyleyin. Her ne pahasına olursa olsun. Bu onu kaybetmekte olsa.....

Asagidaki gerçek hikâye Kellog Business School'da (Northwestern Üniversitesi) Is Idaresi master ögrencileri ile Zaman Yönetimi dersi profesörü arasinda geçer...


Profesör sinifa girip karsisinda duran dünyanin en seçilmis ögrencilerine kisa bir süre baktiktan sonra, "Bu gün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karisik bir sinav yapacagiz" dedi. Kürsüye yürüdü, kürsünün altindan kocaman bir kavanoz çikartti. Arkadan, kürsünün altindan bir düzine yumruk büyüklügünde tas aldi ve taslari büyük bir dikkatle kavanozun içine yerlestirmeye basladi. Kavanozun daha baska tas almayacagina emin olduktan sonra ögrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Ögrenciler hep bir agizdan "Doldu" diye cevapladilar. Profesör "Öyle mi?" dedi ve kürsünün altina egilerek bir kova micir çikartti. Miciri kavanozun agzindan yavas yavas döktü. Sonra kavanozu sallayarak micirin taslarin
arasina yerlesmesini sagladi. Sonra ögrencilerine dönerek bir kez daha "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Bir ögrenci "Dolmadi herhâlde" diye cevap verdi. Dogru" d! edi profesör ve gene kürsünün altina egilerek bir kova kum aldi ve yavas yavas tüm kum taneleri taslarla micirlarin arasina nüfuz
edene kadar döktü. Gene ögrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu.Tüm siniftakiler bir agizdan "Hayir" diye bagirdilar. "Güzel" dedi profesör ve kürsünün altina egilerek bir sürahi su aldi ve kavanoz agzina kadar doluncaya dek suyu bosaltti. Sonra ögrencilerine dönerek "Bu deneyin amaci neydi" diye sordu. Uyanik bir ögrenci hemen "Zamanimiz ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayirabilecegimiz zamanimiz mutlaka
vardir" diye atladi. "Hayir" dedi profesör, "bu deneyin esas anlatmak istedigi Eger büyük taslari bastan yerlestirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsin" gerçegidir". Ögrenciler saskinlik içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti: "Nedir hayatinizdaki büyük taslar? Çocukla! riniz, esiniz, sevdikleriniz, arkadaslariniz,egitiminiz,hayâlleriniz, sagliginiz, bir eser yaratmak, baskalarina faydali olmak,onlara bir sey ögretmek! Büyük taslariniz belki bunlardan birisi,belki bir kaçi, belki hepsi. Bu aksam uykuya yatmadan önce iyice düsünün ve
sizin büyük taslariniz hangileridir iyi karar verin. Bilin ki büyük taslarinizi kavanoza ilk olarak yerlestirmezseniz hiç bir zaman bir daha koyamazsiniz,o
zaman da ne kendinize, ne de çalistiginiz kuruma, ne de ülkenize faydali olursunuz. Bu da iyi bir is adami, gerçekte de iyi bir adam olamayacaginizi gösterir". Profesör, ders bittigi hâlde konusmadan oturan ögrencileri sinifta birakarak çikti gitti...

Bu öğeyi yazdır